20 Ocak 2022 Perşembe

Paris-Teksas ve Harry Dean STANTON' la Sinemasal Yolculuk



 Selam uykusuzlar. 


Sinemanın unutulmazlarından olduğu kadar özgün üslubuyla dinlediğimiz tatlı ve insanın içine işleyen müzik örnekleriyle de mest eden, tüm yönleriyle "sanatçı" diyebileceğimiz o güzel şahsiyetten bahsetmek ve  birşeyler karalamak niyetindeyim. Ustanın dilinden "blue eyes crying in the rain" le başlamak istedim. Tavsiyem siz de bir dinleyin ve rahatlayın. Zira parça bir yaz öğleden sonrası ağaç gölgesinde esen serin rüzgar gibi vuruyor. "Yağmurda ağlayan gözlerden" bahsediyor ki malesef hızlı tüketim müzik kültürünün içinde böylesi anlam yüklü sözleri bulmak bir hayli zor. 


Paris-Teksas, Ustanın başrol oynadığı, dramanın işlenişi ve müziklerin doğaya uyum sağladığı gibi karakterlerin haleti rûhiyeleriyle de ahenk halinde olan sinemanın başyapıtlarından. İşi daha da cazip hale getiren Kamera arkasında dümeni tutan beyaz perdenin dâhi yönetmenlerinden Wim Wenders. Tabi ki Filmde Travis'i canlandıran Stanton' a eşlik eden, izini sürdüğü eski eşi rolündeki Nastassja Kinsky. Travis Birleşik Devletler'in çorak arazilerinde arayış içerisinde, geçmişin ağırlığını içinde taşıyan, umudunu yitirmemiş lakin yitirmenin eşiğinde; kafasında kırmızı şapkasıyla absürd, amaçsız bir izlenim veren ancak bir o kadar da gizemli bir karakter. Perdedeki yansımasıyla sinemanın en ünik ve özgün karakterlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Bunların yanısıra film insanı içine çekerken karakterle de izleyici arasında bir bağ oluşmaya başlar. Travis bize çok da uzak değildir. Sanki az önce mahallemizden, Muhabbet ettiğimiz kahvehanede ya da alnımızın terini akıttığımız tarladan, ırgatların arasından yürüyüp gitmiştir. Her insanın kalbinde taşıyabileceği boşluklara cevap bulabilmek için yoldadır. Bu yolculukta arayışı bir zamanlar beraber olduğu ailesi ve çocuğudur. Cevaplanması gereken sorular yoğun bir nostalji duygusuyla akseder. İçinde güçlü bir özlem ve boşluğu da barındırır. Filmin dramatik yönü izleyiciyi rahatsız etmez ve drama sonlandığında bile Travis'in kafasında kırmızı şapkasıyla bir yerlerde yolculuğuna devam ettiğini düşünebiliriz.


Yukarıda görmekte olduğumuz ustanın vefatından hemen önce, 91 yaşında kamera karşına geçtiği David Lynch'in 2017 yapımı "Twin Peaks Return" den bir enstantane. Bilge ve gizemli ihtiyarı eşine az rastlanır bir hikayenin sahnenin içinde görmekteyiz. Ara ara dizinin içinde kendini gösteren Stanton , kalitesi yüksek bu seriye daha başka bir ayrıcalık katmış diyebilirim. 1990'ların başında iki sezon yayınlanan seri aradan geçen 25 yılı aşkın bir süreden sonra cazibesinden pek de birşey kaybetmiş değil. 



Sigara Stanton'ın elinde çoğu zaman sahnelerde gördünüz bir öğe. Filmin içinde dramanın akışı ve ruh hallerine göre sigara bazen sinemacılar açısından vazgeçilmez bir parça olsa da Harry sanki "film çekerken sigara içmeme karışmayın" der gibidir. Son rol aldığı Lucky'de ara ara yaktığı sigaralar da filmin atmosferi içinde kendini gösterir. Lucky'de, Amerika'nın bu sakin kasabasında tek başına yaşıyan, yaşantısı ve diyaloglarıyla izleyici üzerinde tesir bırakan ihtiyar kahramanımız, kasabanın mekanlarında da bu alışkanlığıyla eleştirilmekte ve uyarılmaktadır. Kasabanın sakin sokaklarında arada bir dönüp mekana "kahpeler" diye seslenmesi de zamanında bu mekandan sigara yüzünden atılması sebebiyledir. 



David Lynch'in de konuk oyuncu olduğu bardaki muhabbet sahnesi, özellikle beğendiğim, sinemanın da en özgün sahnelerindendir. Derin ve hafif ateşli bir sohbetin ardından bardan çıkmak için ayaklayan Harry tam kapıdan çıkacakken sigarasını çıkarınca tepki alır. Bunun üzerine sigarasını indiren travis:

- "Birgün tüm bu korkularınız, önyargıların, ihtiraslarınız, kaygılarınız ve bu sigara yok olup gidecek. Geriye sadece bir hiç kalacak."

- O zaman Travis bize ne tavsiye edersin, ne yapalım?

- Gülümseyin






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KARABAŞ DEMETİ

 Dağın mahalleye doğru uzanan yamacını kaplayan bu renk lavantagillerden o çok faydalı ve bir o kadar da az bilinen karabaş otunun marifetiy...