Selam Uykusuzlar
Farklı coğrafyalar, farklı karakterler olsa da bakıyorsun ki tema ve hikaye aynı.Hatta biz anlatılıyoruz sanki.Sanatın gücü de buradan gelmiyor mu?Duygulara tercüman olup perdeye bizi yansıtması ya da birbirini hiç tanımamış farklı toprak ve karaların insanının da aynı kaygıları yaşadığını sermesi göz önüne...
Yolculuk ve tebdil-i mekan bir umuttur insan için.Değilse ne rocco ne de iflahsızın Yusuf terkeder miydi sılayı?Bu umut aslına bakılırsa basamak atlamanın,refahın ya da daha çok malın umudu değil.Yaşama tutunmanın,insanca yaşayabilmenin umudu,fazlası değil.Orhan KEMAL’in eserinden sinemaya uyarlanan bu toplumsal gerçekçiliğin dibine vurmuş yapıtta Erkan YÜCEL gibi usta bir karakter oyuncusuyla perdede canlanan iflahsızın Yusuf Çukurova’nın alabildiğine uzanan pamuk tarlalarında ter döken bir ırgatın capcanlı bir tasviri.Gerçekleri yazmak çizmek her zaman kolay olmamıştır.Büyük bir özverinin ürünü bu yapıt da yıllarca yasaklarla boğuştuktan sonra günümüze uzanmıştır.Filmi ilk kez internetten izlediğim yıllarda 90 ların başlarında hafta sonu Türk sineması kuşağı başlayınca sokakları boşaltıp eve koştuğumuz,cızırdayan,yer yer inip kalkan görüntüyle de olsa pür dikkat temaşa ettiğimiz zamanlar aklıma geldi.Ayrı bir tat ve havası olmuyor değil. Erden KIRAL ın İlk dönem filmlerinden olsa da sağlam bir hikaye ve oyuncularıyla sinema tarihindeki yerini almış,karakterleri yaşayan karakterler haline dönüşmüştür.
Alen Dellon'un hayat verdiği ve ustaların ustası Lushino VİSCONTİ'nin eşsiz yönetmenliğiyle karşımıza çıkan "Rocco ve Kardeşlerinde de umut insanı İtalya'nın kırsalından Avrupa'nın en büyük sanayi bölgelerinin merkezindeki Milano'ya taşıyor.Bir tarafda Adana diğer tarafda Milano ,her ikisi de hayata tutunmak için yollara düşmüş emekçilerin.alın teriyle kazananların cazibe merkezi olmuştur.Lakin yola bir kez çıkıldı mı bazı sahip olduklarımızı da bu seferimizde kaybediyoruz.Tıpkı Rocco ve kardeşinin arasının bir kadın sebebiyle açılmasında olduğu gibi...
