2 Aralık 2017 Cumartesi

Neden Okumayan Bir Toplumuz?Erich HOFFER Örneği


Selam uykusuzlar şimdi okumayan bireyler olarak belki biraz utanırız diye bir örnek verecem.
Erich HOFFER yahudi asıllı ABD'li toplum bilimcisi.Hitler'in 2.Dünya savaşında oluşturduğu kaos ortamından Amerika'ya kaçmış bir ailenin çocuğu.5 yaşında görme yetisini kaybediyor ve 15 yaşından sonra tekrar görmeye başlıyor.Tekrar kör olma korkusuyla vakit kaybetmemek için durmadan okumaya başlıyor.Yaşadığı bu zorluklardan dolayı eğitim de alamıyor.Yıllarda bir limanda işci olarak çalışıyor ve içinde bulunduğu ortamı,işçileri gözlemliyor.Ve sonunda o büyük eseri "kesin inançlılar" ı yazıyor.Böylelikle sosyolojik alanda dünyaca ünlü bir klasiği literatüre kazandırmış oluyor.Daha sonraki çalışmalarıyla da "Kitle psikoloji" sinde ve toplumu anlamada dünyanın sayılı fikir adamlarından biri oluyor.Bu başarılarından dolayı ABD'nin en büyük "sivil nişanlarından" biriyle ödüllendiriliyor.Eğitim almayan birisi "okuyarak" bu seviyeye gelebiliyor.Biz sözde okuyoruz,şatafatlı diplomalar alıyoruz lakin neye yarıyor.Hava atmaktan başka...

25.Kare ve Bilinçaltı Mesajlar

Selam uykusuzlar.
Biliyorum sinemayı çok seviyorsunuz ama ekranlar o kadar da masum değil.Adamların aklı muzur işlere ayrı bir çalışıyor."Adamlar"dan kastımı da anladınız,dünyayı istedikleri gibi şekillendirmek isteyen güruhtan bahsediyorum."25.Kare" film akışının 1 saniyesini oluşturan 25 fotoğraf karesini ifade eder.Bunların ard arda gelmesiyle şekiller canlanır ve film oluşur.İşte günün birinde birisinin aklına parlak ve şeytanî bir fikir geliyor.Bu karelerden birine istediğimiz herhangi bir fotografı yerleştirelim.Nasıl olsa izleyici direkt olarak algılayamıyor.Bu fotoğraf herşey olabilir:Pazarlanacak bir ürün,cinsel bir obje,istenilen davranış...



İlk defa "picnic" filminde 1957' de James Vicary" bunu deniyor.Karelerin içine "hungary?eat popcorn"  yerleştiriliyor.Yani "açmısın?patlamış mısır ye.".İzleyici üzeri de verilen bu telkin olumlu umulan sonucu veriyor.Seyirci antrakt aralarında daha fazla mısır alıyor.Bu sonraları "kola iç" gibi denemelerle devam ediyor.Bir reklam taktiği olarak düşünülen bu yöntem kötüye kullanıldığında her türlü olumsuz telkinin bilinçaltına atılmasına sebebiyet verebilir.





Küresel sermayenin bir aracı olan kitle iletişim araçları,sinema ve dizi sektörü istenildiğinde böyle bir silah olarak kullanılabilmekte.Toplumların uzun vadede değer yargılarının değişmesi,dünyanın gitgide ortak bir kültüre sahip olması rastlantı olmasa gerek.

Selametle.

Çocuklar Üzerinde Zihin Kontrolü ve Subliminal Mesajlar


Selam uykusuzlar.
Bugün ne izlediğimizin ya da çocuklarımızın farkında olmadan nasıl etkilere maruz kaldığının kısa bir altını çizeceğiz.Çok daha kapsamlı yazılabilir,fotoğraflar da çoğaltılabilir lakin uzun uzadiya okumayı zaten sevmeyen bir karakterimiz olduğu için belirli noktalara isabet edeceğiz.Biliyorum ben de bir ebeveyn olarak,bazen iş yorgunluğu bazen psikolojik bıkınlık çocukları ekran başında bırakıp biz de bişeylerle vakit geçirmek isteyebiliyoruz.Hele ki çocuğun eline telefonu vermek tv. ye göre daha bir yaygınlaştı ki bu durum daha bi acaip durum.Telefonu az buçuk kavrayan bir ufaklık adeta sörf yapıyor.Neyse ilk örneğimizden başlayalım:Aslan Kral(Lion King).Gişe de hatrı sayılır bir hasılat yapmış çor çocuk beraber gidilip izlenmiş bir film.Yüksek imdb puanıyla da tarzında sinema literatürüne girmiş bir yapım.Bu kadar çok izlenmesiyle de amacına ulaştığını söyleyebiliriz.Subliminal mesajlar genellikle filmin içindeki sahnelerde oldukça gizli olarak sıkıştırılır ancak burada afişte resmen bağırıyor.Aslanın burun hatlarını oluşturan kadın poposu normal afişi de bile dikkatli bir bakışla kendini belli ediyor.


Subliminal mesajlar çocuk ya da yetişkin herkesi hedef alır zira amaç istenilen doğrultuda insanların sevketilmesi belirli güdülerin uyarılmasıdır.90'ların ortaların da ben de heyecanla izlemiştim "kuzuların sessizliğini".Hele o Antony Hopkins'in gizemli psikotik rolleri.Afişinde böyle bir figürün olabileceğini düşünmemiştim.Tarzının en iyilerinden olsa da bu işe kafa yoranlar boş durmuyor gördüğünüz gibi.En iyi film dahil 5 dalda ödül alan bu yapıma "en iyi subliminal afiş" ödülü de verilebilirdi.


Bir dönem çizgi film dünyasını elinde tutan "Walt Disney" benzeri ögeleri taa bizim çocukluk zamanlarımızda denemiş.Bir de Tv. ekranında topu topu bir iki kanalla mülaki oluyoruzki bizim için bu çizgi filmlerin değeri çok ayrıydı.Başladımı sokak boşalırdı.Vakti yaklaştıkca mutluluk hissedilirdi.Gel gör ki o zaman da durum pek faklı değil.İlk bakışta normal gibi görünen hareketler ancak derinlemesine çağrışım yapabiliyor.


Kapitalist serbest piyasa fikirlerinin yeni versiyonlarla özellikle neo-liberal hareketlerle dünyayı sarması tüm yerkürede ortak bazı alışkanlıkların,bağımlılıkların almasına yol açmıştır.Coca cola bir yeryüzü içeceği olmuş,ciddi bağımlıları türemiştir.Böylesine bir pazar ağı olan bir ürün üzerinden bazı mesajları yaygınlaştırmak da daha bir kolay oluyor elbette.Aşağıdaki fotoda buzlar içine gömülmüş kola şişesi insanda bilhassa bunaltıcı bir havada içme isteği uyandırıyor.Buraya kadar sorun yok fakat buzların bir parçasında "bir kadın silüeti" ağzını erkeklik organına doğru yaklaştırır sekildedir.Bu da tesadüf olamaz artık.



"Sünger Bob" çizgi film furyasının alıp başını gitmesiyle belki eskisi kadar ekranda degil.Buna rağmen belirli bir hayran kitlesine sahip.Yani hastaları var.Ayriyeten çocuk ürünlerinde de kullanılıyor.Gel gör ki bu çizgi film karakteri karşı cinse çok düşkün olarak veriliyor."külot" zaten olmassa olmazı,adeta bobla özdeşleşmiş,bir altına giyer bir kafasına takar.Bir süngere cinsiyet atfetmenin ne anlamı olabilirki.



Eskiden olduğu gibi günümüzde de çocuklara sempatik gelen bir çizgi kahraman Walt Disney'in "Miky Mause"si.Kılık kıyafet,oyuncak gibi çok sayıda üründe pazarlama aracı olarak kullanılmakta.Cinsel obje bir elbise figürü şeklinde çok gizli olmayacak şekilde oturtulmuş.

Örnekleri çoğaltmak mümkün lakin burada asıl önemli olan bu tehlikenin kavranılmasıdır.Biz de zamanında izledik ve hala izleniyor.Dışarda alısverişteyken çocuğunuz biranda miky mause ürünü isteyebiliyor.Oturup çocuğa bunu anlatacak değiliz ama en azından resimlere dikkat etmeliyiz.Evde farkına varıp cocuğun üzerinden çıkartmakta ayrı bir sorun.Haberi yokken atsan da çocuklar sevdikleri şeyleri hatırlama özelliğine sahipler bildiğiniz gibi.Bu nedenle ebeven olarak biraz daha dikkatli olmak gerekiyor.Hem çocuklarımız hem de biz başkalarının vermek istediği mesajlara maruz kalmayalım.

Selametle...


KARABAŞ DEMETİ

 Dağın mahalleye doğru uzanan yamacını kaplayan bu renk lavantagillerden o çok faydalı ve bir o kadar da az bilinen karabaş otunun marifetiy...